Dünyanın hangi yerinde soykırım kelimesi ne anımsatıyor diye sorulsa eminim ilk akla gelen olay Fransa’nın Cezayir’e uyguladı, yaklaşık 1.5 milyon insanın katledildiği bu vahşet akla geliyor. Türkiye'nin Ermeni’lere karşı soykırım yaptığını devletin en etkin organlarıyla iddia eden Fransa, söz kendisine geldiğinde soykırım bir yana, olaylardaki sorumluluğunu kabul etmemektedir.
O dönemin işkence tekniği uzmanı olan Fransız Emekli Tuğgeneral Paul Aussaresses 1955’te Cezayir’deki olayları bastırmak için buraya görevlendirilmiş ve 1509 kişiyi yargısız infaz ettiğini itiraf etmiştir. Yine, Fransa’nın Cezayir büyükelçisi, yaptığı açıklamada Setif katliamının ‘affedilemez bir trajedi’ olduğunu söyleyerek Fransız hükümetini yalanlayan bir başka Fransız olmuştur.
Fransız hükümetinin ört bas ederek suskun kaldığı 800 bin kişinin öldürüldüğü Ruanda Soykırımı. 1994’de Ruanda’da uygulanan soykırımın, Fransız askerlerinin sorumluluğunda olmadığını iddia etmekle yetinen Fransa hükümeti bu olayı kesinlikle kabul etmiyor. Ama Ruanda’da görev yapmış emekli bir Fransız subayı, Fransız askerlerinin, soykırımı yapan Hutu sivil milislerine silahlı eğitim verdiğini iddia etmiştir.
Cezayir devlet başkanı Abdülaziz Bouteflika’nın iddia ettiği gibi Fransa Cezayir’de sadece insanlara karşı değil, insanların kimliklerine ve kültürlerine karşı da bir soykırım uygulamıştır.
“Bu konuyu tarihçilere bırakalım” açıklamasını yapan Fransa ve yine Ermeni Soykırımı iddialarını tanıması için Türkiye’ye çağrıda bulunan aynı Fransa önce kendi tarihiyle yüzleşmesi gerekiyor.




