Gecen yıl güney Asya ülkelerden olan Afganistan ve Pakistanı ziyaret etme imkânım oldu, bu iki ülkeyi çocukluğumdan beri merak eder, süreklide bu ülkeleri takip ederdim. Oradaki siyasi istikrarsızlık ve savaşlar ülkenin kalkınmasını engellemiş, halk yoksul ve bilinçsiz etrafa boş gözlerle bakması da beni taa derinden yaralamıştır. Bu iki ülkede de bir beklenti bir umut var. Oda Türkiye, buradan gelecek bir haber onların dünyalarını değiştireceğini düşünmekteler. Onlardaki bu Türkiye hayranlığının birçok sebepleri var. Türkiye ecdatlarının yaptığı gibi gittikleri yerlerde medeniyet götürmüşler ve vardıkları yerlerde insanlığa hizmet etmişler, onların dertleri ile hem hal olmuşlardır. O yüzden gözlerinde hep Türkiye yi bir kurtarıcı olarak görmekteler.
Bu ülkelere yaptığım yolculuk esnasında, gözlemlediğim ve beni mutlu eden tek şey ,yolculuk yaptığım uçaktaki tüm insanların bu ülkedeki insanlara hizmet ve onların kalkınması için yapılan yarıştı. O hizmet yarışında baş aktörlüğünü çeken fetullah hoca efendinin hayranları idi. Tanıştığım insanlara sorduğumda ne hizmet için dediğimde, aldığım tek cevap insanlığa hizmet için gidiyoruz cevabı idi. Bundan daha ne güzel şey ne olabilir ki, rehberliğini de, o ülkelerdeki Türk okullarındaki idareci arkadaşlardı. O cesur insanlar, iyi ve rahat bir hayatı bırakıp, can güvenliği olmayan, mal güvenliği olmayan sırf kendisini insanlığa adamış gayretli Türk vatandaşlar idi. Gittikleri ülkelere hem bilim hem irfan hem de türkiyenin insanlığa bakış acısını sergilemişlerdi. O yüzden türk okulların gittikleri her yerde Türkiye onlar için bir model olmuştur. Ellerinden ne varsa onu almamış. Üstelik elinde ne varsa onlarla paylaşmış. O insanlara imrenmedim değil, onların yerinde olmayı çok istediğin olmuştur. Okulları ziyaret ettiğimde, Türk bayrağının okulda dalgalandığını gördüğümde tüylerim diken diken olmuştu. gurur vericiydi. Görüştüğüyüm devlet yetkililer Türk okullarından övgü ile bahsetmişlerdi. Hatta benim çocuklarım orda okuyor demelerini görecektiniz, övünçle söylemeleri görmeye değerdi. O okuldaki öğrencilerin Türkçe konuşmaları, konuşurken de burada okumanın gurur verici olduğunu göstermek istemeleri. Görmeye değerdi. Bir milletin yapmak isteyip de yapamadığı şeylerdir.
Bunları neden bahsettim derseniz, şu günlerde sayın bahçelinin fetullah hoca efendiye yaptığı çağrı, bahçelinin her ne maksat ile bu hizmetlerin durdurulmasını istedi, anlaya bilmiş değilim. Tek anladığım şey ise bu çağrının çok yersiz ve gereksiz olduğudur. Hem milletinin yükselmesini isteyeceksin hem de milletinin yapmış olduğu hizmetin durdurulmasını isteyeceksin. Bana göre sayın Bahçeli bunu söylemek istememiştir. Surcu lisan olmuştur. Söz ağızdan bir sefer çıkar derler ya işte. Sayın bahçelide sözünü geri alma girişiminde bulunmadı şu ana kadar. Veya bu hizmetlerden bir haberdir. Eğer bir haberse, işte 0 zaman işler daha vehimdir. Ülke yönetimine talip olan birinin yapılan hizmetlerden bir haber olmasını düşünmek bile istemiyorum. Birçok çevreler çok tepki göstermesine rağmen sayın Bahçelinin de sessizliğini bozmayışına da bir anlam veremiyorum. Tepki gösterenlerden biride rahmetli Türkeşin eşinden geldi. Sayın Türkeşin hoca efendiye 9 oçak 1997 tarihinde yazdığı mektubu hatırlatarak türkeşin hoca efendiye efendi hazretleri diye hitap ettiğini, ve hayalinde efendi hazretlerinin yaptığı hizmetler olduğunu, övgü ile bahsettiğini hatırlatarak bu yapılan sözün haksız olduğunu ve telefi edilmesine gidilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Sayın Bahçeli söylemiş oldu bu sözden dolayı tüm dostlarını üzmüştür, en çok da hizmetten faydalanan genç nesilleri üzmüştür. Bahceli bu sözünden dolayı üzdüğü kimselerden helâlık dilemelidir. Onu yapacak erdemliğe sahip olduğunu düşünüyor, herkes gibi bende bekliyorum




